VERESİYE SATAN PEŞİN SATAN OUT! DİJİTALLEŞEBİLEN DİJİTALLEŞEMEYEN IN!

Dünyamız dört buçuk milyar yaşını doldururken kimilerine göre dramatik kimilerine göre de fantastik bir çağa girmiş bulunmakta. Bu çağın adı aslında öğretmenlerimizin kara tahtaya yazdığı ‘Yeni Çağ’ ya da ‘Yakın Çağ’ değil, bu çağın adına dijitalin ve entelektüel bilginin hüküm sürdüğü ‘Dijital Çağ’ diyebiliriz.

Dijital ve dijitalleşme kavramları son zamanlarda sürekli aşina olduğumuz hemen hemen her mecrada karşımıza çıkan, herkesin fikir sunabileceği fenomen sözcükler listesinde üst sıralarda yerini korumakta. Peki nedir bu dijital ve dijitalleşme? Çok basit bir ifadeyle dijital, aklınıza gelen her bir verinin, elektronik araçlar yardımıyla sayısallaştırılmasıdır. Dijitalleşme ise gerçek bilgilerin, bir fiziksel yere bağlı olmayan bir biçimde sunulmasıdır. Bu kavramlar her ne kadar somut anlamlar ifade etmese de aslında somut bir dünya yaratmakta: Dijital Dünya.

Dijital çağa adım atmak, dijital dünyanın kapılarını aralamak her yenide olduğu gibi hayatımızı, yaşayış biçimlerimizi, işlerimizi ve iş yapma şekillerimizi derinden etkileyecek yeniliklerin habercisi. Dijital dönüşümün etkilerini öncelikli olarak iş dünyasında çok daha bariz bir şekilde inceleyebilir ve yorumlayabiliriz. İş hayatında globale mal olmuş büyük şirketler kendi alanlarında bu dönüşümü gerçekleştirmek adına Endüstri 4.0, Nesnelerin İnterneti, Siber Fiziksel Sistemler, Akıllı Teknolojiler, Sanal Gerçeklik gibi dijital dünyanın ilk 11 kadrosundaki başlıklara devasa yatırımlar yapıyor. Ancak ben sizlere bu yazımda bu kavramların ve dönüşümün ülkemizdeki KOBİ’ler üzerinde nasıl bir izdüşüm yarattığından onların bu devrim için ne yaptıklarından ve ne yapmaları gerektiğinden kısaca bahsetmek istiyorum.

Türkiye’deki işletmelerin %99,8’i, istihdamın %73’ü, cironun %62’si, İhracatın %55’i KOBİ’lerin. Bu tablo dünya genelinde de bundan çok farklı değil. Durumlar böyle olunca geleneksel ticaret modellerinin tutunamadığı yeni dünya düzeninde kendi iş modellerini daha dijital bir hale bürümek isteyen işletmeci sayısında ciddi artışlar görebiliyoruz. Kobiler rekabetin gücünün sonuna kadar hissedildiği ve dengelerin artık çok hızlı bir şekilde değiştiği bu dijital dünyada mevcut işlerini sürdürebilmek adına yaratıcı bir rekabet avantajı oluşturabilmenin yollarını arıyorlar. Anadolu insanının yenilikçi ruhu ve yıllardan beri süregelen ticaret alışkanlıkları bir araya gelince bu topraklarda da dijital dönüşüm adına çok güzel örnekler vermek mümkün oluyor.

Hepimizin sabah kahvaltısında gözlerimizin aradığı, sabahları apar topar evden çıkarken yolda bir şeyler atıştırırım derken zihnimizde canlanan bir fast-food ürün olan tostun dijital hamlelerle nasıl premium bir tüketim ürüne dönüştüğüne örnek olarak gösterebileceğimiz bir işletme: Tostçu Erol. Tostçu Erol Gaziantep’te yıllardır tost yapan bir işletmecinin bu dönüşümü nasıl lehine çevirdiğine gayet güzel bir örnek. İsminden de anlaşılabileceği yerelden doğan bir marka oluşturma stratejisi var ortada. Tostçu Erol’un şubelerine gittiğiniz zaman tosta bakış açınız tamamen değişmekte. Hem üründe hem sunumda hem de sipariş süreçlerinde katma değerli bir inovasyon olduğunu çok kolay fark edebilirsiniz. Şubeden içeri girdiğiniz anda fiş almak için uğradığınız bir kasa mevcut. Sipariş vereceğiniz tost çeşitlerinin kalorisini, içeriklerini ve fiyatlarını gördüğünüz bir platform var kasanın hemen arkasında. Aynı zamanda kasanın hemen yanında selfie çekme alanı bulunuyor. Gün içerisinde kaç adet selfie çekildiğine dair bilgilerin yer aldığı bir sayaç da mevcut. Siparişinizi verdikten sonra ismini Gaziantep mahallelerinden alan salonlardan birine girip her salonda bulunan dev LCD ekranlardan siparişinizin durumunu takip edebiliyorsunuz. Swarm hesabınızdan check-in yaptığınız takdirde de belirli promosyonlardan faydalanabiliyorsunuz. Tüm bunlara ek olarak Tostçu Erol, sosyal medyayı da etkin bir biçimde kullanarak yerli ve yabancı turistlerin Gaziantep’e geldiğinde uğraması gereken destinasyonlardan biri olmayı başarıyor. Tostçu Erol dünyanın en güzel tostunu yapmıyor belki ama iş süreçlerini dijitalleştirme ve müşterilerini tatmin etme konusunda gerçekten başarılı. Böylesi örnekleri çoğaltmamız tabiki de mümkün. Midyeci Ahmet, Nusr-et, DİPER Perde… Bir de henüz ulusala ismini duyuramamış ama hizmet verdiği yerel lokasyonda çok başarılı dijitalleşme örnekleri var.

Dijitalleşme ve dijital evet bu kavramlar hepimiz için kompleks ve bütünleşik sistemleri ifade etse de aslında mevcut işiniz üzerinde doğru ve yerinde dokunuşlarla canlıya alabileceğiniz şeyler bütünü. Ancak bu hamleler tek başına yeni dünya düzeninde işletmenizi ayakta tutacak şeyler değil. Tüm bunların başına kocaman bir ‘Sürdürülebilir’ eklememiz gerekmekte. Dijital dünyada dijitalleşme adına yaptığınız her yenilik sürdürülebilir olarak nitelendirebilir olduğu zaman kalıcı olabilir ve fayda sağlayabilir.

Dijital dönüşüm hangi değişimlere gebe daha neleri değiştirecek şu an bunları net bir şekilde ifade etmek için henüz erken. Ancak dijital dünyanın, yeni ticaret ekosistemi için çaba göstermemiş ve bir esnaf ritüeli haline gelmiş olan veresiye satan, peşin satan tablosunu gururla duvarlarında sergileyen işletmelere bir çift sözü var: O tabloyu duvarından indir ve bağır ‘Dijitalleşiyorum öyleyse varım’.

Fatih Furkan Özkan



Bir cevap yazın